ÜLSER HASTALIĞI

Merhaba ben mehmet emin sarıbas

ÜLSER

        Ülser'in kelime manası Yara demektir. Ülser'in iki sebebi vardır ; 1-Beslenmeden. 2-Sinir sitres. Ülser denilince ilk akla gelen mide ve on iki parmak ülser'leridir.Mide ülser'i yemek alışkanlığı ile alakalı bir hastalıktır.On iki parmak ülser'i sinir, sitresten kaynaklan bir hastalıktır.
        Yemek alışkanlığı dediğimizde ; yemeği aşırı yemek, yemek hazmolmadan yemek üzerine yemek, tatlıyı yemekten sonra, yemek Ortasında Veya Sonunda su içmek, meyveleri yemek Sonunda yemek, genetiği değiştirilmiş, Katkı maddeli yiyecekler yemek başlıca alışkanlıklarımız bunlardır.
       Yemek aşırı yenirse hazımsızlığa bu da mide rahatsızlığına Ilerleyen günlerde gastrit dediğimiz mide yanması, ekşimesi, şişmesi şeklinde kendini gösteren ülser başlangıcına sebep olur.Eğer bu safhada tedavi edilmezse hastalık ilerler ülser'e sebep olur.Gastrit dediğimiz safhada her sabah kahvaltıda bir tabak maydanozu ayıklayıp güzelce yıkayıp üzerine bir adet limon sıkınız kahvaltıyla beraber maydanozları yedikten Sonra tabaktaki limon suyunu da içiniz buna iyileşene kadar devam ediniz.Bu tedaviyi kendimde denedim sabahları kahvaltıda domates yediğimde midem yanma yapıyordu bunu yaptım tamamen şifa buldum.
       Yemek Ortasında Sonunda içilen su mideye çok zarar verir yemek esnasında mide yiyecekleri hazmetmek Için asit salgılar yemek arasında içilen su salgılanan asit'i seyreltir tesirini azaltır mide hazımda çok zorluk çeker.Yemek yendikten Sonra bir buçuk saat su içilmemeli içilirse ne olur? Mide yiyecekleri hazmetmek icin cok çalışmış ısınmıştır bu sırada içilecek su kızgın motora dökülen su gibi mideyi altüst eder hararetlenmiş motora soğuk su koyarsanız motoru çatlatırsınız mide de aynı.Suyu yemeklerden önce İçmeli, yemekten önce içilen su iştihayı keser az yemeye sebep olur zaten su vücut sıcaklığına ulaşınca direk barsaklara geçer emilir.
        Tatlılar da midede fazla beklemez barsağa geçer orada hazmolur, Eger tatlı yemekten sonra yenirse barsağa geçemez, ekşir, çürür, vücuda zehir olur.Meyve de yemekten önce yenmeli veya yemeklerden bir Buçuk saat sonra yenmelidir, meyve de tatlı gibidir.
        Yenildiği zaman az yenmeli bu hususta İbni Sina’nın Şöyle bir sözü var “yediğin zaman az ye kolayca hazmedebileceğin kadar ye şifa hazımdadır".Çok yenildiği zaman vücut fazla enerjiyi yağ olarak depo eder, ilerleyen zamanda yağlanma o kadar artarki kılcal damarları tıkar tıkanma neticesinde hücrelere besin gidemez olur, hücreler beyne açız uyarısı yapar beyin de mideye açlık sinyali gönderir, insan yedikçe yer yağ miktarı arttıkça artar bu da bütün, Vücudun zayıf düşmesi Sonucu birçok hastalığı tetikler.

Ülser nasıl başlar?


        Ülser Önce midede yanma, ekşime, şişme ile baslar ilerleyen zamanda ağrı baş gösterir, ileri safhada ağrı sırta vurur, halsizlik, hazımsızlık başlar.Ne Kadar perhiz yapılırsa yapılsın fayda etmez yediğiniz her şey dokunur ağrıdan, sızıdan kurtulamazsınız hiç bir ilaç da uzun Süreli fayda sağlamaz sadece ilaç deposu olursunuz.Size tavsiyemiz bu hususta doğal tedavilere yönelmenizdir.Doğal denince; söz misali domates biber ekmek yeseniz bunun bir zararı veya yan tesiri var mı? bunlar zaten her gün Yediğimiz besinler sizin midenizi de böyle tedavi edeceğiz nasıl derseniz lütfen buraya tıklayınız..

AZ ÇİĞNEMEK.

        Hazım ağızda başlar karbonhidratlar organik asitler ve tuzların hazmı bol enzimli tükrükle ağızda çiğneme esnasında bir kısmı ağızdaki kılcal damarlara geçer.Ağır karbonhidratların hazmı ağızda başlayıp midede devam eder.Ağıza gelen yemeğin kimyasal bilgisi beyne iletilir, beyin bu gelen bilgiye göre yemeğin hazmını planlar bu işte çiğneme çok büyük önem taşır, zira yemek ne derece iyi çiğnenirse beyin o yemeğin hazım programını o derece iyi yapar.Ağıza alınan yemek onbeş ile kırk çiğneme hareketi ile çiğnenip tadı ve kokusunun ağza dağılması sağlanmalıdır.Ağızda her dişin dibinde iki adet olmak üzere çok sayıda akupuktur noktası vardır.Ağıza alınan yemeklerin enerjisi çiğneme esnasında bu akupunktur noktaları vasıtasıyla emilip vücudun enerji dolaşımına karışır.Bu yüzden içecekler küçük yudumlarla, yiyecekler küçük lokmalarla alınmalı ve iyice çiğnenip tükürükle iyice karıştırıldıktan sonra yutulmalıdır.Gıdalar yeterli şekilde çiğnenmezse hazım ağızdan itibaren bozulur, hızlı yiyen daha fazka yemek zorunda kalır, zira beden yemeklerdeki enerjiyi ağızdaki akupunktur noktaları vasıyasıyla kullanamaz, sadece kimyasal bağlantıların çözülmesi esnasındaki enerjiyi kullanabilir.İyi çiğnenmeyen gıdalar parça ve kütleler halinde mideye iner, mide bu parçaları hazmedemeyip sadece çürütür.
       Taze ekmek kan gurubu sıfır olanlar için, et parçalarıda kan gurubu A olanlara çok zarar verir.Midede çürümeye yüz tutmuş kütleler oradan barsaklara inerek çürümeye devam ederek kandaki akyuvarları çoğaltır ve koruma sistemi bu duruma göre koruma programı yapar ve bu şekilde her yemek bağışıklık sistemine zarar vere vere vücudu felakete götürür.Taze meyve ve sebze lifleri çekirdekleri ve kabukları böyle zararlı şeyler oluşturmaz.Bunların yenmesi vücutta faydalı mikropları çoğaltıp vücudun menfaatine kullanılmasına yol açar.Bundan dolayı meyve ve sebzeler kabukları ve çekirdekleriyle yenmelidir.Ayrıca her akşam yatarken bir ile üç diş sarımsak yutulmalıdır.

İYİ ÇİĞNEMENİN FAYDALARI


       Yemeği iyi çiğneyen ağızda akupunktur noktaları vasıtasıyla parçalanan gıdalardan çıkan enerjiyi tam olarak aldığı için yemeği az yer.Karışık yenilen gıdaların zararı asgariye iner.Yemek midede kısa zamanda ve kolay hazmolur.Mide, bağırsaklar, pankreas ve karaciğerin yükü azalır.Enzim ve insülin kullanımı asgariye iner.Mide, bağırsak, karaciğer, pankreas, diyabet, tümör, kanser, alerji, sinir ve ruh hastalıkları, diş çürümesinden, bağışıklık sistemi rahatsızlıklarına yakalanmaktan kurtulmuş olur.Çekmekte olduğu hastalıkların tesiri azalır. Şişmanlık çekmez. Az çiğnenmiş yemekler karaciğer, kalp ve dalağı çok yorar, bu da psikolojik ve ruhi hastalıkları tetikler.Alimlere göre sigara, alkol, uyuşturucu ve diğer ruhi hastalıkların temelinde yemeğin az çiğnenmesi vardır. Bazı hazımsızlık, karaciğer, mide, bağırsak, dalak ve tüm hastalıklardan şifa bulmak için sadece yeme ve çiğneme alışkanlıklarının düzeltilmesi yeterli olmaktadır.Çocuklar birbuçuk yaşına kadar çiğneme alışkanlıkları olmadığı ve yemekleri sindirecek enzimlere sahip olmadıkları için çocuklara yemek yedirilmemeli illa da yedirmek istenirse yemeği çigneyip yedirmelidir bu şekilde de yedirmek yine zararlıdır.Ülser hastaları müjde tek seanstaülser'den kurtulmak için buraya tıklayınız..


BEKLEMİŞ ISITILMIŞ YEMEKLER

       Taze meyveler ve sebzeler enerji deposudur, çiğ yenmeleri daha faydalıdır vücuda çok fazla enerji verirler ve hazımları da gayet rahattır.Pişmiş olan sebze ve meyveler enerjilerini yitirip toprağa dönerler.Suyunu kaybetmiş sebzenin hacmi azalırken içindeki mineraller artar.Şöyle söyleyelim mesela çiğ bir kilo sebzeyi mi yemek kolay yoksa pişmiş bir kilo sebzeyi mi? elbette çiğ bir kilo sebzeyi yiyemezsiniz ama pişmişini kolayca yersiniz.Pişmiş sebzelerdeki mineraller vücutta artık madde olarak birikip, kaslarlarda, damarlarda ve diğer organlarda sertleşmeye neden olurlar.Sebzeyi pişirmeden yemeli eğer illa da pişirip yenecekse az yenmelidir.

       Yemek pişip yenecek kadar soğuyunca vakit kaybetmeden yenmelidir, çünki mikroplar beklemiş yemeğin yapısını menfi yönde değiştirirler.Isıtılan yemeklerde yeni kimyasal tepkimeler oluştuğundan zararlıdır.Yemekleri ısıtmadan yani öğünde bitecek kadar yapıp tüketmek en iyisidir, ısıtılan yemeklerin hazmı çok zordur hatta imkansızdır.Peygamber Efendimiz A.S. ertesi güne kalıp ısıtılan yemeği yemezdi. Isıtılma zararlı olduğu gibi mikrodalga fırınlar ürettikleri elektromanyetik radyasyon nedeniyle kullanılmaları sakıncalıdır. Ülser hastasıysanız ve kurtulamıyorsanız ülser'e tek seansta çözüm için lütfen buraya tıklayınız..

ÇOK KULLANILAN İLAÇLAR VE YAN ETKİLERİ

        A-Sultamisilin (antibiyotik):Alerji, ishal, kanlı ishal, bağırsak yaraları, sersemlik, halsizlik, havale, dil kıllanması, kan üretiminin bozulması, karaciğer zehirlenmesi, cilt rahatsızlıkları, nefrit başlıca sebep olduğu rahatsızlıklardır.
        B-Deprasyon ilaçlarından en fazla kullanılanlar. a-Fluoksetin:Yan tesirleri; yorgunluk, titreme, terleme, baş dönmesi, iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız tadında bozulma, baş ağarısı, sinir, uykusuzluk, yorgunluk, iktidarsızlık, ağızda kuruluk, kabızlık, ciltte dökülme, kaşıntı, viral enfeksiyon, bacakta ağrı, görme problemleri, ateş, üst solunum yolu hastalıkları, anjin ve sık idrara çıkmak. b-Seroxat: Norveçli bilim adamlarının seroxat kullanan 1500 hasta üzerinde yaptığı araştırmaya göre 7 hasta intihara teşebbüs ettiği görülmüştür.Bazı sağlık örgütlerinin yaptıkları araştırmalar bu tezi doğrulamıştır.Ruh sağlığı örgütü MIND’ın araştırmasına göre seroxat kullanan insanların yarısının intihar düşüncesini artırdığı artaya çıkmıştır, örgüt ilacın satışının durdrulmasını istemiştir.
       C-ASPİRİN: kullanan hastalarda sindirim sisteminde kanama, ülser, kulak çınlaması, baş dönmesi, geçici işitme kaybı,kanamaların çok zor durudurulması, demir eksikliği, aşırı hassasiyet, kaşıntı görülür.
        D- Halotan:Genel anastazi için çok istimal edilen orta derece zararlıdır.Bünyeye giren halotanın % 80 i bir günde solunumla dışarı atılır.Atılmadan önce akciğerlere çok zarar verir.Geri kalan % 20 si idrarla dışarı atılıp bu esnada böbreklere büyük zarar verir.Halaton kullanan hastaların yüzde yirmisinde karaciğer problemleri görülebilir.Genel anastezi alan bütün hastaların beyinlerinde değişik şekillerde hasar meydana gelir.Anastazi o kadar yaygındır ki bebeklere bile röntgen esnasında hareketlerini kısıtlamak için anastazi uygulanmaktadır.
        E- Synpitan ( sentetik oksitosin): Suni sancı için kullanılır, sentetik oksitosin bebek ve annenin vücudunda su tutulmasına sebep olur.Şiddetli su tutulması istek dışı hareketlere, kalp yetmezliğine ve komaya ve ölüme sebep olabilir.Bebeğin beyninde toplanıp ödem oluşturur.Suni sancı ile olan bebekte beyin hasarı, ateş, havale ve hiper aktiviteye rastlanır.En büyük zararı da suni sancı verilip doğuma alınan anne ve bebekte görülür.Bu şekilde sezeryanla olan doğumlarda anne ve bebekte çok büyük hasarlar oluşur psikolojik, otizm, epilepsi gibi çok rahatsızlıklara sebep olurlar bugün psikoloklar sezeryanla doğum yapan anne ve çocuklarıyla doludur.Türkiyede her iki doğumdan biri maalesef sezeryanla olmaktadır, ama gerçekte bu sayı daha fazladır.
       İlaç kullanmaktan maksat hastalıkları ortadan kaldırmaktır fakat görünen o ki vücuda giren kimyevi ilaçlar dolaşım ve solunum sistemimize bilgisizce müdahale edip işleyişlerini sekteye uğratmakta, bir hastalığı tedavi edelim derken birçok hastalıklara sebep olmaktadırlar kaldı ki tedavi edebildikleri gözle görülür doğru dürüst bir hastalık da yoktur sadece insanları ilaç kolik yapmaktadırlar bunu niye söylüyorum hepsini yaşadım da ondan.Ülser hastası iseniz tek seansla ülserden kurtulmak için lütfen buraya tıklayınız..

EN ÇOK KULLANILAN KATKI MADDELERİ 1

       Bisphenol-A: Gıda endüstrisinde gıdaların bozulmaması için kullanılır.Östrojen hormonunun yaptığı etkiyi gösteren bisphenol-A katkı maddesinin kullanıldığı gıdalar, yenildiğinde vücutta östrojen oranını yükseltir, bu da trombosit üretimini azaltıp kişilerde endometriozis(Endometriozis üreme çağındaki kadınlarda görülen bir hastalıktır ) oluşumuna sebep olur.Nitrat-nitrit:Mamul et ürünlerinde hem koruyucu, hem renklendirici ve lezzet artırıcı olarak en çok kullanılan katkı maddeleridir.
        Sodyum nitrit (E-250): Ülkemizde Nitrat-Nitrit gurubunun en fazla tüketilen türüdür, bütün salam, sosis, pastırma, sucuk gibi et ürünlerinde kullanılır.Et mamulleri ile yenilen sodyum nitrit, insanda kansorojen nitrosaminlerin oluşmasına sebep olur.Nitrosaminler, organların hasar görmesine, mutasyon ve kansere yol açar.Sodyum nitrit’in kullanıldığı gıdaların yenmesi, baş dönmesi, baş ağrısı, nefes alma zorluğu ve kan üretim bozukluklarına neden olur.


       Sodyum sülfit (E 221): Gıda ve ilaç endüstrisinde renk ve kıvam koruyucu, bozulmayı önleyici ve beyazlatmak amacıyla kullanılır.Ülkemizdeki en çok kullanılan sülfiyleyicidir(Gıda Katkı Maddeleri İle Oluşan Beklenmeyen Reaksiyonlar).Kullanıldığı yerler; içecek ambalajları, restoranların salata barı, bira ve şarap, şekerlemeler, peynirler, cikletler, dondurmalar, portakallı içecekler, meşrubatlar, meyve suları ile üzüm, kayısı, incir, dut benzeri kurutulmuş meyveler, kek, bisküvi, çaylar, çeşniler, hazır deniz mahsulleri, reçeller, jöleler, konserveler, suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patatesler, hazır çorbalar, salam, sosisler, sucuklar, kurutulmuş et ve balık türü gıdalar.Yapılan bir araştırmada(Pamukkale üniversitesi tıp fakültesinde) sodyum sülfit’in kullanıldığı ilaç ve besinlerin yenmesinin, öğrenme ve hafıza bozukluğuna ve beynin çalışmasını bozduğu ve bu bozulmanın ilerleyen zamanlarda daha ileri safhalara ulaştığı gözlemlenmiştir.Sülfit göğüste sıkışmaya, karın bölgesinde kramp, ishal, kan basıncı düşüklüğü, başta yanmaya, halsizlik ve nabız şiddetlenmesine yol açar, astımı tetikler.Ülse doğal tedavi için lütfen buraya tıklayınız..

EN ÇOK KULLANILAN KATKI MADDELERİ 2

       Karamel (E150):Kansere sebep olabilen bu katkı maddesi GM buğdaydan ve GM mısırdan imal edilir.Konservelerde, etten yapılmış ürünlerde, hamburger, kek, pasta, bisküvi, şekerlemeler, çikolatalar, hazır çorbalar, soslar, soya sosu, kolalı içecekler ve içkilerde renklendirici ve tat vermek amacıyla kullanılır.
       Titanyumdioksit (E171): En tehlikeli katkı maddesidir (bakınız sakızın içindekiler). E173 Renklendirici ve nem tutcu olarak bazı haplarda ve şekerlemelerde kullanılır alüminyum rengi verir.Toksik ve alerji veren maddelere karşı çok duyarlıdır.Dünyanın pek çok ülkesinde yasaklanmış olmasına rağmen ülkemizde ilaçtan şekerlemelere ve sofra tuzuna kadar her şeyde kullanılmaktadır.


       Aspartam ( Aspasvit,Aspamiks): GM bakteri yöntemiyle üretilen bu katkı maddesi; çikolata, sakız, ketçap, soslar, gazozlar, şekerlemeler, ilaçlar, diyet yiyecek ve içeceklerinde kullanılır.İçinde fenilalanin isimli amino asit vardır.Sentetik fenilalanin dokularda ve kanda depolanır beyinde hasara, havaleye, psikolojik rahatsızlıklara, zeka geriliğine ve zihinsel özürlü çocuklara sebep olur.Göz kapaklarında, ayaklarda, ellerde şişmeye sebep olur.Beynin sağlıklı çalışmasını bozar, baş dönmesi ve bayılmalara sebep olur dünyada çoğu ülkede kullanımı yasaktır.Aspartamın yasak olduğu ülkelerde çocuklardaki zihinsel hastalık oranının azaldığı, yasaklanmayan ülkelerde (Türkiye gibi) bu oranın hızla arttığı gözlemlenmiştir.
        MSG: Çoğu üretim ve restoranlarda lezzet artırıcı olarak kullanılmaktadır.En çok Türk, Japon ve Çin mutfağında kullanılır.MSG nin sebep olduğu hastalığa çin restoranı sendromu denir, baş ağrısına, bulantı, ishal, göğüs sıkışması, terleme, boyunda yanmaya neden olur astımlılarda astım rahatsızlığını şiddetlendirir. ülser artık çaresiz hastalık değil, ülser'in çaresi bulundu merak ediyorsanız lütfen buraya tıklayınız..

EN ÇOK KULLANILAN KATKI MADDELERİ 3

       Tatlandırıcılar, Maltodekstrin, Glikoz şurubu, Fruktoz, Dekstroz ülkemizde Amerikadan gelmiş olan GM mısırdan yapılmaktadır.Bebek bisküvisi, maması, bütün unlu mamüller, cips, hazır çorba, bütün içecekler, üretilmiş et ürünleri, soslar ve her çeşit hazır yiyecekte, fast-food ve bal üretiminde kullanılır, diyabete, hormonlara ve bağışıklık sistemine zararlıdır.Formaldehit: Bozulmayı önleyici olarak kullanılır.Kimya endüstrisinde en çok kullanılan bir üründür; sıva, duvar kağıdı, tekstil, halıfleks, boya, yağlı boya, lastik, metal, mobilya, kozmetik ürünleri, deterjanların yapımında, et, tahıllar, balık, sucuk, hayvan yemleri, tohumluklarda kullanılır. Aromalar ve emülgatörler gibi katkı maddelerinde bozulmayı önlemek amacıyla tüketilir, mantar hastalıklarında ve laboratuarlarda stariliz maddesi olark kullanılır. Yarım asırdır çok yaygın şekilde kullanılan bu madde güçlü alerjenler arasındadır, kronik rinit, astmatik bronşit, bronşiyal astım, alerjik gastrit ve kolite sebep olabilir. Formaldehit mide suyuyla reaksiyona girerse kansorojen madde oluşmasına sebep olur, burun, beyin, akciğer kanserine ve lösemiye sebep olabilir.


        İnsanlar inşaat malzemelerinden, evdeki eşyalardan, kozmetik ürünlerden, sigara, eksoz ve gıdada bulunan formaldehitten menfi yönde etkilenirle.En çok zarar veren formaldehit ürünleri ise; sıkıştırılmış tahtadan mamul yer döşemesi, dolap, duvarda kullanılan kaplamalar,mobilyalar , oda spreyleri, dokuma kumaşlar, ev temizlik ürünleri, mobilya cilaları, duvar kağıtları ve halılardır.Evdeki ısının yükseldikçe formaldehitin etkisi de o oranda artar. Katkı maddelerinin gıdada kullanılmasını takip eden zaman diliminde çok zararlı hastalıklar ortaya çıkmıştır.Bunlar; hazım bozuklukları, kronik toksik hepatit, böbrek hastalıkları, üreme organı rahatsızlıkları, kısırlık, kist, kanser, diyabet, tiroid hastalıkları, havale, hiper aktivite, psikolojik hastalıklar, otizm, baş ağrısı, baş dönmesi, deprasyon, Alzheimer, Parkinson, MS, düşük tansiyon, yüksek tansiyon, titreme, alerjik hastalıklar, egzama, astım gibi çok hastalıkların uç vermesine sebep olmuştur.Dünyada katkı maddeleri üzerinde yapılan araştırmalarda çok dehşet verici sonuçlara ulaşılmış, ama bu dehşetli gerçeklere rağmen firmaların ve para lortlarının karşısında sesini duyuracak bir kamuoyu oluşturulamamıştır.

KARIŞIK YEMEK VE ÜLSER.

       Ülser ve bütün hastalıklara sebep olan ekseriye yeme alışkanlığındaki bozukluklardır.Ülser'le yaşamak zorunda değilsiniz, mutlaka bir çıkış yolu vardır, ülser'siz ve hastalıksız bir hayat her insan için olmazsa olmazlardandır.Ülser'in çaresi varmı? Elbette çaresiz hastalık yoktur.Ülser'den kurtulmak için lütfen buraya tıklayınız..
        Peygamber A.S sütle balığı, eti, ekşiyi yumurtayı hiçbir zaman aynı öğünde yememiştir. Tabiatımıza uygun olmayan, birbiriyle uyumlu olmayan hazımları için ayrı enzimler gereken yiyecekler birlikte yendiğinde hazmolmadan çürür.Örneğin karbonhidratlarla proteinler, süt ürünleriyle et ürünleri, ayrı inekleden sağılıp karıştırılmış süt, karışık et; aynı cinsten iki hayvandan elde edilip karıştırılmış et, bir hayvanın eti ile diğer hayvanın yağı, dana eti ile tavuk kısacası karıştırılmış her türlü hayvan eti, balık ile et, karıştırılmış koyun ile tavuk yağı,katı yağlarla sıvı yağların karıştırılması durumunda bu gıdaların sindirilmesi için hep ayrı enzimler lazımdır, çünkü bunlar birbirine zıt gıdalardır.
       Birbirine zıt yiyecekler, hazım için lazım olan enzimlerin üretilmesine engel oluşturur veya enzimlerin birbirini imha etmesini netice verir ve bunun neticesinde yenen yemekler hazmolmadan çürür bu işlem midede saatlerce sürer, yiyecekler barsaklara geçtiğinde aynı işlem barsaklarda devam eder bunun sonucu olarak kanda lökosit oranı yükselir. Çürüyen ve mayalanan yiyecekler zehirli ve asitli kalıntılara dönüşerek, sinir hücrelerini olumsuz etkileyip, bağırsakların hareketlerinin yavaşlamasına sebep olur, kalıntılar yavaşlayan barsakları genişletip, cepler oluşmasına sebep olur.
        İlerleyen zamanda bu ceplerde dışkıdan oluşan taşlar yıllarca kalır.İlerleyen zamanlarda barsaklar daha da yavaşlar ve kabızlığa sebep olur.bağırsak duvarları zehirli atıklarla kaplanır.Bundan sonra vücuda hızla toksinler dolmaya başlar.Vücut direncini kaybedip hazsizleşir, bağırsaklarda devamlı gaz meydana gelir, tembellik ve uyuşukluk başlar.Çürüyen yiyecekler bağırsağı zehirleyip kana karışır, bu zehirler kan vasıtasıyla bütün hücreler ve organlara yayılıp onları zehirler, hastalıklara sebep olur.Damarları tıkayarak eklem ve organlarda birikir.Tıkalı damarlardaki koyu kan organları beslemekte kifayetsiz kalır.Ve bunun neticesinde organlar ve hücreler beyne açız diye sinyal gönderir.İnsan yedikçe yer ve daha beter şişmanlar ve hastalıklar belirmeye başlar.

KATKI MADDELİ VE HAZIR YİYECEKLER.

        Marketlerdeki bütün uzun süreli dayanıklı yiyecekler sağlığımızı ve bilhassa yeni neslin sağlığını tehdit etmektedir.Bu gıdalar bağışıklık sistemini, vücudun genetik yapısın çok zarar verir.Bu gıdalar vücut tarafından hazmolunmaz ve damar tıkanıklıklarına sebep olurlar, vücudun vitamin üretmesini engelleyip, vücuddaki su dengesini bozarak vücutta yaşlanmayı hızlandırırlar.Bu gün maalesef bu hazır katlkı maddeli gıdaların çocuklarımızın beyinlerinde ve üreme organlarında yaptıkları çok büyük tahribatlar neticesinde çocuklarımız daha küçücük yaşlarda birer ihtiyar durumuna düşmektedirler.

       Günümüz dünyasında gıda endüstrisi her sene milyonlarca ton katkı maddesi kullanmaktadır.Günümüzde bir insan, tatlandırıcı, tat verici, kıvam koruyucu, kıvam artırıcı, renk koruyucu, beyazlatıcı, bozulmayı önleyici, nem tutucu, boya, aroma gibi günde ortalama iki bin çeşit katkı maddesi tüketmektedir. Gıda endüstrisinde katkı maddelerinin ambalaj üzerinde belirtilmesi zorunludur, fakat bu üreticinin kendi koyduğu maddelere mahsusdur, mesela bir gıda üreticisi üretimde kullandığı su, tuz, yağ, şeker, limon, sirke v.s kullandığı şeyleri ürünün etiketinde belirtmek zorundadır.Su, un, yumurta, şeker, sirke v.b gibi maddelerdeki katkı ürünlerini belirtmek zorunda değildir.Bunun yanında yüzdeyüz katkı maddelerinden üretilen ciklet, şeker ve sakız gibi ambalajı on cm den küçük ürünleri imal edenler de katkı maddelerini belirtmek zorunda değillerdir.Açık satılan zeytin, peynir, ekmek, et, baharat, kuru yemiş, meyve ve sebzelerde, lokanta ve pastane gibi yerlerde katkı maddelerini belirtmek zorunlu değildir.Ülser'den rahatsız olanlar lütfen buraya tıklayınız..

KİMYASAL İLAÇLAR.

        A.B.D lerinde doktorlardan ve ilaçlardan kaynaklanan problemler yüzünden senede 250 000 kişinin öldüğü belirtiliyor.Bunların 127 000 i ilaçlar yüzünden yanlış ilaç kullandırılması ve ilaçların yan tesirleri sebebiyle hayatını kaybediyorlar, bunlar hastane kayıtlarına göre ölenler hastanelerin dışında ölenler hakkında istatistik yoktur ve bu sayının daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.Zaten ilaçların yan tesirleri sebebiyle hayatını kaybedenler hakkında hiçbir istatistik bulunmuyor.Yapılan araştırmalarda kullanılan kimyasal ilaçların insan sağlığı üzerinde çok büyük zararlara yol açtığı görülmüştür.

        Kimyasal ilaçların, bağışıklık sistemi olmak üzere, kan üretimi ve dolaşımı üzerinde çok zararları olduğu görülmüştür.Kimyasal ilaçların bazısı kullanım anında bazısı da haftalar aylar yıllar sonra etkisini göstererek bağışıklık sistemini baskı altına alıp kan üretimini durdurur,kan hücrelerini ve alyuvarları bozarak parçalar, hormon düzenini bozar, karaciğer hastalıklarına, böbrek kanaması ve iltihaplanmasına, kısırlığa ve birçok problemlere neden olur. Kimyasal ilaçlardan bazısı, kan hücre duvarlarını yıkarak çok büyük problemlere sebep olurlar.Kan hücreleri bu yıkıma karşı kendini koruyamazlar.Daha ileri vakalarda kan üretimi tahribe uğrar, anemi ve lösemi hastalıkları ortaya çıkar.
       İlaçların bir kısmı kemik iliği hücrelerinin DNA ve RNA sentezini ortadan kaldırıp kan üretiminin azalmasına veya normalin üzerinde üretime sebep olur bu da lösemi ve anemilere yol açar. Alyuvarların parçalanmasına sebep olan kırktan fazla ilaç tesbit edilmiştir.Fenacetin, sulfonamidler gibi ekseri gıdalarda bulunan kimyasal maddeler boyalar, nitrit ve nitratlar hemoglobini olumsuz etkiler ve dokuların oksijensiz ve gıdasız kalmasına yol açarlar.Kimyasal ilaçlar kemik iliği yetmezliğine de sebep olmaktadır. Trombosit ve trombosit üretiminin bozulmasında; aspirin, kolşisin, antiromatizmal ilaçlar, psikiyatri ilaçları, kalp ilaçları, anestezikler, antibiyotikler, bazı alerji ilaçları büyük rol oynamaktadır. İlaçlar damar romatizması ve kireçlenmesine sebep olurlar; cildde küçük kanamalar, morarmalar ve kangren oluşumuna neden olurlar.Ülser hastası iseniz kurtulmanın yollarını öğrenmek için lütfen buraya tıklayınız..

NEFES ALIP VERMENİN BOZULMASI.

       İnsan sık ve karışık yemekle ve devamlı hareketsiz ve sigara alışkanlığı yüzünden diyaframı katılaşıp nefes alıp verme düzeni bozulur.Doğal olmayan karışık beslenme ve az çiğnemeden kaynaklanan sebeplerden dolayı mide şişer, diyafram hareket edemez hale gelir bu hal bedenin yeterli şekilde oksijen almasına engel olur insanda sürekli halsizlik ve bitkinlik görülür.Bu şekilde uzun süre hareketsiz kalmak ve rahat olmayan giysiler giymek göğüs ve karın boşluğunun kan dolaşımını çok zorlaştırır, gazın çıkışına engel olur gazın kana karışmasına sebep olur.Bu durumdaki kan organlarda yeni hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur.
       İnsan ilk nefesle dünyaya gözlerini açar son nefesle dünyaya gözlerini kapatır.Nefes alıp vermenin insan hayatında çok büyük önemi vardır.Nefesin mutluluk, mutsuzluk, neşe, keder, sinirlilik, sakinlik ve korku üzerinde çok büyük etkisi vardır.Beden temiz nefesle temiz duyguları, temiz düşünceleri, temiz kuvvetleri ve organların sağlığını temin eder. Bebeğin nefes alırken karnının şiştiği verirken de indiği görülür bu olması gereken sağlıklı solunumdur.Normal olarak bebekler ağlarken ve konuşurken nefes verir zaten doğal olanı da budur.Nefesini olması gereken şekilde alıp veren insanın akciğerleri tam kapasite ile çalışır bu durum diyaframı hareketlendirip diyafram vasıtasiyla göğüs ve karındaki organlara masaj yapılır, kan dolaşımı kolaylaşıp organlar sağlıklı ve kuvvetli olur.Diyafram fonksiyonunun öneminden dolayı ikinci kalp olarak bilinmektedir.

       Kimyevi atıklar, alkol ve sigara nefes alıp vermenin sağlığını bozarak tersine işletir şöyle ki; nefes alırken karın iner verirken şişer bu durumda akciğer tam kapasiteyle çalışamaz hale gelir bu durumda göğüs kaslarının göğüs kafesini genişletmek için kullandığı enerji nefes alma esnasında kazanılan enerjiden daha fazla olur, böyle durumlarda vücutta kötü enerji birikir ve enerjide denge bozulur.Bunun sonucu olarak insan nefes verirken de alırken de konuşur hale gelir organlar arasındaki işbirliği bozulur.Her organ ve hücrenin bir titreşimi vardır bu titreşim dinimizde zikir olarak adlandırılır hücrenin veya organın titreşimi, zikri durunca organımız rahatsızlanır. Nefes’i sağlıklı haline getirmenin yolu tecvitli olarak nefes kontrollü kuran okumaktır yalnız tokken okumak zararlıdır kalp rahatsızlığına sebep olur yemekten 2-3 saat sonra okunmalıdır ayrıca koşmak kürek çekmek de nefesi düzenler. Nefes düzeninin bozulmasındaki en büyük etken sigaradır sigara içildiğinde dört bin adet kimyasal üretir, bu kimyasallar arasında altmış çeşit kanserojen madde vardır bu maddelerin yüzde yirmisi direk akciğerlere gider yüzde sekseni de çevreye ve diğer insanlara zarar verir.Tek seansla ülser'den kurtulmak için lütfen buraya tıklayınız..

SAKIZDA KULLANILAN KATKI MADDELERİ.

       Sakız mayası: Bir sakız mayasının içinde bulunan ama ambalajında belirtilmeyen maddeler; kauçuk, vaks, antioksidant, elastomer, reçine, venil polimer, parafin ve katkı maddeleri bulunur, ama bu katkı maddelerinin neler olduğu söylenmiyor.
        Tatlandırıcılar:(Yedi adet): Tabii olmayan bu tatlandırıcılar hazmı bozup diyabet hastalığına sebep olurlar.Spartman gibi bazı tatlandırıcılar beynin çalışmasını bozup, başta ağrıya, bayılmalara sebep olurlar, dudaklarda, ayaklarda ve dilde şişmeye sebep olurlar.Aspartanın içinde fenilalanin denen bir amino asit vardır, fenilalanin kan ve dokularda birikerek gelişme çağındaki çocukların üreme organları ve beyinlerinde hasara yol açarak zeka geriliğine, kısırlığa ve zihinsel engelli olmalarına sebep olur.
        Doğal özdeş aromalar:Bunlardan gen teknolojisi ve nano teknoloji ile üretilenler beden ve ruh sağlığını etkiler.Nem tutucu:Giliserol denilen nem tutucu ya mezbaha atıklarından veya çok büyük ihtimalle domuzdan elde edilir bunun yanında nano teknoloji ve gen teknolojisi yöntemleriyle de üretilir. Emülgatör(Lesitin):Bitkisel üretimlerde soya lesitini ibaresi vardır ama büyük oranda domuzdan elde edilir. Parlatıcılar:Bunlardan genetiği değiştirilmiş “bit”ten elde edilene şellak denir.Çeşitli yan etkileri ve alerjilere neden olur.Öbür parlatıcı da karnauba mumu denilen kağıt ve mobilya endüstrisinde parlatıcı olarak kullanılan sentetik bir maddedir. Renklendirici ve nem tutucu(Titanyumdioksit E171):Nanao teknolojinin ana maddelerindendir, yakın zamandan beri nano parçacıklar şeklinde kullanılmaktadır.Bu nano parçacıkar ağız yoluyla alındıktan sonra dokularda birikir, organik bir maddeyi su ve karbondiokside kadar parçalama özelliğine sahiptir, güçlü nem tutucu olup vücuttaki su oranı üzerinde çok etkili bir güce sahiptir.İlaçlarda, vitaminlerde, şekerlemeler, sakızlar, unlar, tuzlar, karbonatlar, kabartma tozlarında öğütülmüş haldeki bütün gıda maddelerinde beyazlatıcı ve nem tutucu olarak kullanılır. Ülser hastasıysanız tek seansta ülser'den kurtulmak istiyorsanız lütfen buraya tıklayınız..

        Burada görüldüğü üzere iki üç gramlık bir sakız’ın içinde en az on sekiz adet katkı maddesi var ayrıca bu katkı maddelerinin her birinin de birle üç arasında değişen koruyucu maddeleri vardır. Katkı maddelerinin faydalı olduğunu savunanlar olabilir evet katkı maddelerinden faydalı olanlar olabilir ama bunların hangi teknoloni ile üretildiklerine bakmak lazımdır.Önceleri gibi tabii olarak üretiliyorlarsa ki hiç zannetmiyorum o zaman olabilir derim.Ama günümüzde katkı maddeleri çok değişik teknoloji ve yöntemlerle üretildiği için, katkı mddelerine faydalı nazarıyla bakamıyoruz.Mesela karotin doğal A vitamini içerir ve doğal bitki pigmentlerinden elde edilir.Betanin kırmızı pancardan üretilir kırk sene önce önce doğal bitkilerden üretildiğinden ikisinin de ismi güvenilir olarak bilinir ama yeni teknolojilerin kullanılması ve bu katkı maddelerinin çoğunlukla genetiği değiştirilmiş bitkilerden üretilmesi, bazı katkı maddelerinin nano teknoloji veya biyosentezle üretilme ihtimali artık bu katkı maddelerinin de güvenilir olmadığını ortaya koymaktadır.
       Size bununla ilgili bir anımı anlatayım katıldığım bir seminerde seminer veren kişi dinleyicilere Türkiyede bu kadar hayvancılık ileri değil fakat her marketten süt ürünleri fışkırıyor acaba neden deyince hiçbirimiz cevap veremedik, şundan dolayı dedi o gördüğünüz süt, yoğurt, peynirler kimyevi maddelerden yapılıyor onlar yoğurt, süt, peynir, değil kimyevi madde, iyi firmalar bile ürünlerinde %20 kimyevi madde kullanıyorlar demişti, bu semineri veren aynı zamanda laborant idi laboratuvarda yaptığı tahlillere göre konuşuyor boş konuşmuyordu. Bir üründe ürünün içindeki maddeler açıklansın veya açıklanmasın içindeki katkı maddelerini bilmek mümkün değildir.Her üretilen üründe iki elin parmakları kadar katkı maddesi kullanılmakta, bazı katkı maddeleri yalnız başına zararlı olmasa da öbür katkı maddeleriyle beraber zararlı olabilmektedir.Fakat bu gün gıda endüstrisinde en fazla kullanılan katkı maddeleri tek başlarına da çok zararlıdır. Ülser ve katkı maddeleri, ülser ve beslenme şekilleri, ülser doğal tedavi, ülser'in sebepleri, ülser'in çeşitleri,ülser kansere sebep olur mu?

SIK VE BİRBİRİNE TERS YİYECEKLER.

        Eski doktorlara hastalık nedir diye sorulduğunda yediğini sindirmeden tekrar yemek yemek olarak cevaplandırmışlar. Hastalıkların en büyük nedenlerinden biri yemek üstüne yemektir.Sindirim sisteminin belirli bir işleyişi vardır buna göre 250 gram yemek midede 3 ile 4 saat arsında hazmolur, tıp dilinde buna birinci hazım denir, bu süre yemeğin türüne ağırlığına ve miktarına göre on saate kadar uzayabilir.
       Hazım tamamlanmadan yenen yemek bir lokma da olsa hazmı bozar ve hazmolmaz mayalanıp çürümeye başlar, önceki yemeğinde bozulmasına ve midede ekşime yanma ve şişkinliğe sebep olur. İkinci yemek üçüncü hazım denilen yani; besinler kandan hücreye geçtikten sonra yenmelidir.Bu da günde iki defa yemek demektir.
       Zamanımız insanı günlük yaşantısında yürürken dinlenirken çalışırken sohbet ve eğlenirken devamlı bir şeyler yiyerek gününü geçirmektedir bu şekildeki bir beslenme fayda değil ancak zarar getirir.Peygamber efendimiz A.S çoğu zaman aç ve susuz dururdu orucun da hikmetlerinden birisi bu olsa gerektir yani açlık, insan aç olunca hücreleri doyar ama insan tok olunca hücreler aç kalır.Bir Hadis-i Şerifde “tokken yemek, hem hastalık hem haramdır” buyurulmuştur.Sağlıkta en önemli beslenme şekli iyice acıkmadan yememektir.

        Yumurta, et ve peynirin hazmı zordur midede uzun süre hazmolmayı beklerler.Meyve ve tatlılar midede az bir süre kalıpl birinci hazmı barsaklarda tamamlarlar.Suya gelince o da vücut ısısına ulaşınca direk barsağa geçer.Onun için önce su ardından birlikte yenmemek şartıyla ya tatlı veya meyve yenir sonra da yemek yenmelidir.Yemeklerde de hafif ve sulu yemekler kuru ve ağır yemeklerden önce yenmelidir.Eğer yemekte bu sıraya dikkat edilmezse yemekten sonra meyve ve tatlı yenirse barsaklara geçemiyen meyve veya tatlı midede mayalanıp çürür barsaklarda gaz oluşumuna sebebiyet verir.
        Hekimlerin piri İbni Sina sabah ekmek yendiyse akşam et yenmesini tavsiye ederdi, ekmek ve et arsındaki zaman farkı bu kadar uzun olmalıdır.Fakat illa et ekmekle yenecekse önce ekmek etin suyuna batırılarak yenmeli arkasından et yemeye geçilmelidir. Su yemekten önce içilmedi sonra içilirse, barsağa geçemez midenin genişlemesine, mide asidinin seyrekleşip etkisinin azalmasına, hazım süresinin uzayıp, hazmın bozulmasına sebep olur.Yemek arasında içilen su da zararlıdır yemek arasında su içildiğinde yemeklerin gerektiği gibi çiğnenmediği görülmüştür, gerektiği gibi çiğnenmeyen yemekler mideye, barsağa ve dalağa çok zararlıdır. Yemekten sonra su bir buçuk saat sonra içilmelidir, ancak yemek kuru olursa her lokmanın çiğnenip yutulmasından sonra birer yudum su içilebilir.
       Bizim burada anlattığımız önleyici tıbba girmektedir insanların hasta olmasını engellemek için bunlar gereklidir yoksa iş işten geçtikten sonra yapılan işler çok zahmetli ve masraflıdır.Eğer mide rahatsızlığınız, ülser ve gastritiniz varsa alternatif tıp dediğimiz masrafsız, külfetsiz tabii ürünlerle yapılan ve vücuda hiçbir zararı olmayan yan etkisi olmayan yöntemleri deneyiniz, bu yöntemleri denemek için lütfen buraya tıklayınız..

ÜLSER NEDİR?

       Ülser, mide ve on iki parmak bağırsağının sindirim sıvıları ve mide asidinin sebep olduğu tıbbi bir vakadır.Bu vakanın ilk safhası ülser başlangıcı olup gastrit tabir edilir, pepsin asidinin etkisiyle yara daha da derinleşirse buna da ülser denir. Ülkemizde mevcut rakamlara göre ülser hastalarının miktarı % 2 ile 6 arsında değişir.Ülser hastalıkları içinde birinci sırada duedenaum diye tabir edilen on iki parmak bağırsağı ülser'idir.On iki parmak ülser'inin en fazla görüldüğü dönem 30 – 50 yaş arasıdır, erkeklerde kadınlara oranla iki kat fazla görülür.On iki parmak ülser'i ilerleyen yaşlarda daha sık görülür.

ÜLSER'İN BELİRTİLERİ.

       En fazla görülen belirti midede kazınma ve yanmadır, özellikle mide aç olduğunda görülür, vakanın şiddetine göre hasta uykudan bile uyanabilir.İlkbahar ve son baharda ağrılar şiddetlenir.Ülser hastalarında bulantı, kusma ve kilo kaybı meydana gelir.

ÜLSER”İN SEBEPLERİ.

       Esas sebebi helicobacter pylori mikrobudur, ayrıca devamlı alınan aspiririn, antiromatizmal ilaçlarda önemli bir etkendir.Bazı nedenleri de irsiyet, stres, alkol, sigare, kortizon ilaçlarıdır. Ülser'ler ekseri helicobacter pylori mikrobunun sebep olduğu hastalıklardır.On iki parmağıülser'lerinde bu mikrobun etkisi % 100 olarak tesbit edilmiştir.Bazı insanlarda bu mikrop ülser'e sebebiyet vermez, bu mikrobun gastrite sebep olduğu kesin olarak bilinir, midede kansere sebep olduğu da bilinmektedir.

ÜLSER” TEHLİKELİ Mİ?

        Sindirim sisteminde en çok kanamaya sebep olan hastalık ülser'dir, şöyle ki daha evvel hiç mide rahtsızlığı yaşamamış kişilerde aniden kanama görülebilir.Hastalar kahve tanesi renginde kusar ve dışkıları siyaha döner.Ani fenalaşma ve soğuk terlemelerülser'in habercisi olabilir dikkat edilmeli. Ülser hastalığının ileri düzeye varması, mide yaralarının derinleşmesi mide delinmesine sebep olur.Asit pepsin’in etkisiyle ani ve şiddetli bir acı meydana gelir, hareket kabiliyeti zayıflar. Genellikle on iki parmak ülser'lerinde yaranın derinleşmesi neticesinde oluşan şişkinlik dolayısıyla tıkanmalar meydana gelebilir.Bu durumda hasta yediği yiyecekleri kusar, kusma sık aralıklarla süreklilik arzeder.Hastanın yedikleri hazım organlarına geçemediğinden, kilo kaybı yaşar.Ülser hastalığında sakın ameliyat filan olmayın bunun çok basit bir tedavisi var, tedaviyi görmek için lütfen buraya tıklayınız..

İLETİŞİM